
Zamanın derinlemesine indikçe kayboluyor ve adını koyamadığım dehlizlerde boğuluyorum.
Bir ses yükselir gibi oluyor ''GEL'' ...
Ve gitmek istiyorum o ''GEL ''e bu dünyadan...
Sonra bir el tutuyor elimi, yakama yapışan bir dost eli; susuyorum...
Gitmekle felahı bulamayacağımın delili olarak kabul ediyorum onun gelişini.
O gidememişliğimin zaferini kutluyorken bir hücrede ben ağıtlar yakıyorum...
Harlı bir ateşin üstündeki kara bir kazan gibi yanıyorum, cayır cayır ...
Ve sonra bir dost eli yapışıyor yakama her sirkeleyeşinde ''O rahim sıfatıyla kuşatır seni '' diyor.Susuyorum...
Ve kuşatılmayı bekliyorum...
Canımın yandığını hissediyor ve dudaklarımı sıkıyorum.
Kan yürüyen dudaklarımla ALLAH azze ve celle'yi zikrediyorum.
On'u zikrettiğim an sanki Cennet'ten bir kapı aralanıyor hissine kapılıyorum.
Hasta vücudumun sıhhati yerine geliyor sonra altın bir kap içinde.
Ve ben utanıyorum....
O'ndan gayrısına tutulan bu yüreğimi çıkarıp atmak istiyorum...
Ve her kahkaha attığımda ''cennetle mi müjdelendin'' sesi ile irkiliyor, sukuttan yana oy kullanıyorum...
Susuyorum ...
Ağlıyorum...
Ağıtlar yakıyorum...
Gafletin kancasına sıkışan elimle özgürlük işareti yapıyorum ve nefsimin esareti altında olduğumu, kısa bir süreliğine de olsa ört bas ediyor bu...
Kendimi oyalıyorum...
Ve oyalanmış olmak kısa sürüyor, canımın yandığını biliyorum ama söyleyemiyorum...
CAN YANIYOR CAN...
Başımı dayadığım bir mescid duvarında kısa süreliğine uykuya dalıyorum.
Puslu bir şafakta bana doğru gelen yemyeşil bir gövde ve ben de siyah bir gül olarak ona ilerliyorum ve uyanıyorum..
Canım yanıyor uyanmışlığıma darılıyorum...
Bütün bu kayboluşlarda yakama yapışan dost eli ile kendime geliyorum.
Kuşatılmayı bekliiyorum onun dediği gibi kuşatılmayı...
Alıntı